sabooztas.sitemynet.com
sbnr.jpg

Meditatiklik
Meditasyon Ndr
Mutlak olan
Mutlak-ı fark
Saf Bilgi
Felsefi temel
Temizlenme
MGB Küreleri
Ey Abdullah
Bilinci arıtmak
Kuantum birliği
Bilgi ile bilmek
Siyaset dünyası
Politika
Önemli konu
Ufo ve Cin
Kısadan kısa

Mutlak-ı fark


hayat_n_bnr.jpg

MUTLAK-I FARK ETMEK

Sadece saadet sonsuzdur, ve acı daima sonludur. Sonluda saadet yoktur, ve sonsuzda ise acı yoktur. Bu yüzden sonsuz yaşama ulaşma, sonlu yaşamın en yüce amacıdır. Bilgi ve meditasyonun ikisi de Mutlak'ın farkındalığının yüksek amacına sahiptir. İnsanın hedefi, yüce mükemmeliğin saf doğası içinde benliğin en yükseğe yüceltilmesidir. Kurtuluş Gerçekliğin Şuurudur, kurtuluş daha önce varolmamış bir şey haline gelme değildir, daha büyük bir neşe içindeki diğer dünyaya seyahat değildir. Bu, ebedi varoluşun bilgisidir, Saf Varlığın özsel doğasının farkındalığıdır. Buna, her zaman özgür olduğumuzu bilmeyle ulaşılır. Bilgi sadece özgürlüğün sebebi değildir, bilginin kendisi özgürlüktür, gerçek özgürlük kendini bilme yani (şuur-bilgisi) içinde vardır ve bu herhangi bir etki ya da sonuç değildir. Bu bilginin kendisi Varoluştur, ve bu nedenle (şuur bilgisi) Varoluşun kendisidir, olana yani var olana ulaşma aracı olamaz, çünkü bir şey kendisine ulaşamaz. Olmuş olan, Olan ve Olacak Olan şuurdaki bilgi ile aynı anda olandır. Olan olmak, gerçektir. Bu, kişinin Özben'liğini fark etmesi, Tekben olması ve Herşeyinde Tekbeni olması hakikatını beraberinde bulundurmaktadır,(bireyselliğin) ölüm(ün)den sonra, bireysel şuur artık yoktur. Tüm varlıkların tamamı sadece şuur olduğundan, algılanan bu en yüksek durumda nesnel bir şeyin şuuru yok olur kalmaz. Bu, Mükemmel Varoluş;un Doluluğudur. Ama bu hiç bir şey değildir; o görür ama hiç bir şeyi görmez; o işitir ama hiç bir şeyi işitmez; bilir ama hiç bir şeyi bilmez. Olmadığı yere gitmez, sahip olmadığı şeyi elde etmez.;O sadece kendisini bilirdi ifadesi bile, bu gerçeği daha hafif gösterir, çünkü bu Allah'ın değil, Olan;nın karakteristiği olan bir içsel-şuuru ima eder. Olan bilmez, çünkü o bilgidir. Eğlenmez, çünkü eğlencedir; var olmaz, çünkü varoluş;tur. O maddesel değildir, nesnel bir varlıkla irtibat içinde değildir. Hiç bir şey yemez; kimse onu yemez. O, acı ve zevkin dokunamadığı en yüce bedensiz varlıktır. Özben;in farkındalığı, bir bakıma bulutsuz bir havada, güneşin parlaması gibidir. Mutlak anlamda, bu orjinalliğin kazanılmasıdır. Bu Bilgisuyu ile ölüm ateşinin susuzluğunun giderilmesidir. Bu şuur, doğasının ölümsüz kişisel olmayanıdır. Dikkat edin bu sadece ebedi bir insan olarak yaşamak değildir. Fakat bir birey ise, mutlak bir birey olsa bile, ebedi değildir. Gerçek farkındalığında gerçek bir değişim olamaz, sadece tamamı değişim gibi görünür! Tam, Tam içinden çıkartılabildiği halde, sadece Tam değişmeden kalır. Şahsiyetin imha edilmesini söylemek bile doğru varoluşun en az dönüşümünü içermez. Bu basit bilmedir, en büyük bilmedir, bu o kadar gizemli ve karmaşıktır, her zaman çözümsüz kalmış sorundur, tüm evrenin tek sorunudur. Ve yine de, sadece bu Bilen;in Gerçeğidir. Evet Bu meraklı bilmece, bir şekilde, kişinin böyle hissetmesini sağlar. Dünyalar içinde yuvarlanır görünseler de, gerçekte, Ebediyette hiç bir şey olmaz. Varoluş-Şuur olarak basitçe söylenen ve anlaşılması kolay olan, her şey bir yana, kırması zor bir fındıktır, - asla anlaşılmamış, asla bilinmemiş, asla kimse tarafından fark edilmemiş, en büyük olumluluğun ve en büyük olumsuzluğun tek içindeki yüce kimliğidir. Mutlak, ilişki ötesidir, zihin ötesidir, mantık ötesidir. Söylenilen ya da düşünülen her ne ise, olduğu gibi Gerçek değildir. Gerçek, kozmik düşünürün kozmik düşünme ile birleşmesidir. Bu düşünmenin ayrı bir nesnesi yoktur, düşünülen hiç bir şey burada yoktur, çünkü düşünmenin kendisi düşünme sürecinin nesnesidir, düşünce kendisini düşünür, tüm nesneler sadece kozmik düşünmenin süreçleridir, kendileri gerçek değildir. Düşünce ve bunun nesnesi, bilgi ve bilinen, görme ve gören, ilişki ve ilişki kurulan nesne, akıl ve evren, Evrensel Öz ile aynıdır. Kozmostaki ardışık çifte ilişkinin, düşünmeyle aynı olan düşünenin ve düşünlen şey ile aynı olan düşünmenin şuurlu aşkınlığı, gerçek Özgürlüktür. Evrenin Evrensel Bilen;den ayrı bağımsız bir gerçekliği yoktur. Düşünen ve düşünmenin arasındaki farkın orjinal yanılgısı düşünmeden ve düşünülenin arasındaki ikincil farktan hem daha büyüktür, hem de bu farkın sebebidir. Düşünme vardır çünkü düşünen vardır; düşünülen vardır çünkü düşünme vardır. Düşünme düşünenin nesnesidir, düşünülen ise düşünmenin nesnesidir. Egoizm ya da dualite şuuru ve dünya'ya da çokluk-şuurunda, nesnenin özneden ayrı ve farklı olduğu hatasının kendi etkileridir. Varoluş, bilen-bilgi-bilinen, ilişkisidir. Ama burada hatırlanmalıdır ki, düşünen ve düşünme arasındaki ve düşünme ve düşünülen arasındaki fark Varolan;ın Kozmik Şuuru için geçerli değildir. Birey, bireysel-bilen olarak kendi farklarını ve dünya-tezahürünün çeşitliliğini algılayınca, bu ayrım Varolan üzerine birey tarafından konmuştur. İlişkiler sadece bireyin kendisi için bir anlam taşır ve Evrensel Varlık için bir anlam taşımaz. Bu farklar süper insan bireyler için dahi mevcuttur, hatta Nebi ve Resuller yani bireysel şuurun yetkileri içindeki mümkün olan en süptil aşamalara ulaşanlar için bile mevcuttur. Tüm ayrım ve ilişkilerin ötesindeki ancak Allah;tır, düşünmeyen ve uyumayan bilgidir. Bu, sonsuz inkarlarla öne sürülen, tanımlanması imkansız olan, hayal edilmesi mümkün olmayan, hiç bir şey olan, herşey olandır! Gerçekliğin doğasının tek tanımı belki de ;bir şey olmayan ama hiç bir şey de olmayan, herşey olan ama kendisi dışında hiç bir şeyi bilmeyen;dir. Bu Allah;tır! Bu yüzden, kölelik ve özgürlük varlığın değişimi ile değil, sadece gerçeğin unutluması ve farkındalığı meselesidir. Kişinin bireyselliğinin tam aşkınlığı, aynı anda Mutlak;ın gerçek farkındalığıdır. Ego reddedildiği anda, kozmik oyun açıklanır ve kozmos ve şuur Allah.cc'a batar. Bu batıştaki irade, şuur kütlesi ya da içsel-şuur değildir. Bu her zaman var olan, değişmeyen evren sırasının yaşamının kendisidir. Bu, kendisi bile kavramsal olan ölümsüzlük duygusunu bile aşar. Mutlak;ın Işığı tüm göreceli varoluşa bir son verir, ve dünya bir hatıra olarak bile var olmaz. Atıl, hareketsiz, ölü madde ya da kör kuvvet diye bir şey yoktur. Bu, Yüce Güçtür, Bilgidir, aklın hareketi olmayan Saadet;tir. Ne varoluş planları vardır, ne şuur durumları, ne de gerçeklik dereceleri. Bu, en kutsanmış, en yüce mutlak özrgürlük ve şuurlu ebedi yaşamdır, bu bir ikna değil, gerçekten olan varlıktır. Bu, sadece kişisel yaşamın devamı değil, Sonsuzluğun deneyim ve sınırlılığının tam bir reddinin müthiş büyüklüğüdür. Bu, basit varoluştaki düşüncenin tam bir çözülmesidir, ve bu en güçlü hiçliktir! Bu, tanımlanamaz, neşe ve kederin ötesindeki, bilgi ve cehaletin ötesindeki, yaşam ve ölümün ötesindeki, ötede olan her şeyin ötesindeki mekansızlığın ve zamansızlığın anlık burada ve şimdisidir! Bu, en dolu Gerçeklik;tir, tam Şuurdur, uçsuz bucaksız Güç;tür, en yoğun Saadettir. Gerçek, bilgi, güç, mutluluk ve ölümsüzlük bunun gölgeleridir. Görülemez, sonuç çıkartılamaz, düşünülemez, anlaşılamaz, tanımlanamaz, yok edilemez, en yüce, en derin, Gerçek, Büyük, Bu Mutlak;tır. O;nun varlığında, sınırsız sayıda güneşlerin ışığı karanlıktır. O, varlığın sınırlarını aşar ve varoluşla ilgili tüm fikirleri hükümsüz kılar. Bu, aklı ve egoyu yutan ve bireysel şuuru en uç noktada silen Dev-Ruh;tur. Bu, evrenin kalbini kıran Gökgürültüsüdür, tüm duyuları deneysel gerçeklikte eriten Şimşek;tir. Köpük okyanusa girer ve nehir denize karışır! Ruh da aşırı derecede Gerçek olan;ın içine karışır kaybolur. Mutlak;ın İhtişamı tüm ihtişamlıklardan daha büyüktür. Bu, gerçek ve zaferin taçlandırılmış büyük yapısıdır. Hiç bir şey O;nun ötesinde değildir. O ne biçimdir, ne içeriktir, ne de varoluşsaldır. Tüm-tamlık deneyimi ile ruh O;nun içine dalar, ne özü, ne krallığı, ne bilgeliği, ne eşi ne de eşitsizliği, ne statik ne de hareket eden, ne oturan ne de dinlenen, ne bir ne iki olan, ne doğru ne yanlış olan, ne bu-luk ne de şu-luk olan, bize bilinmez olan, hiç bir var olan varlıkça da bilinemez olandır. O’nun ismi yoktur, O’nun bir tanımı yoktur! O, olandır. Bu sevgi değildir, zerafet değildir, dünya değildir, ruh değildir, tanrı değildir, özgürlük değildir, ışık değildir, çünkü tüm bunlar göreceli kavramlardır. O,burada deneyimlediğimizin sadece diğer ideali olan değildir. İman sadece mantıksal olan en yüksekliktir, sadece entellektüel bir dayanaktır. Gerçeklik, ulaşılanın;da çok ötesindedir. O Kendisi;dir, mutlak dünyanin başlangıçsız ve sonsuz gökyüzünde parlayan ebedi güneştir! O, kozmik şuuru aşar. Bu, üstün-asıl özdür. Ebediyet ve Sonsuzluk birbirini kucaklayarak O;nun Deneyim Merkezini oluşturur. Bu, dünyayı, cenneti ve olmayan ülkeyi silip süpüren Okyanus;tur. Güneş, ay ve yıldızlar O;nun içinde erir. Her şey onun içinde gözden kaybolur. Bu, yaşamların Yaşamıdır, bilgeliğin Bilgeliğidir, neşelerin Neşesidir, güçlerin Gücüdür, gerçeklerin Gerçekliğidir, özlerin Özüdür. Doğmamışlık ve ölümsüzlük onun içinde dalgacıklar gibi yüzerler. O, herşeyin Ölümüdür, ve yine de gerçek Yaşamın en yüksek zirvesidir. Evrenin tüm neşelerinin tamamı Bu Yüceliğin sadece çarpıtılmış bir parçasıdır. O, ölümden sonra başka bir bedene geçmenin kötü döngüsüne bir son verir. Öz-beni bilen kederin ötesine geçer. Yüce Allah;ı bilen kişinin Kendisi Allah;ta kaybolur. Allah;ı bilen En Yükseğe ulaşır. Allah;ta olan Ölümsüzlüğe ulaşır. O bir daha geri dönmez. Sadece O;nu bilerek kişi ölümün ötesine gider. Yüce Varlığı bilerek, bilge olan neşe ve kederi reddeder. O;nu, Kendi-Kendine-Varolanı görenler, sadece onlar ve başkaları değil, ebedi huzura sahip olurlar. Onlardan, arzuları tamamen tatmin olmuş, tamamen mükemmel olanların tüm arzuları burada kendi içinde çözülür. Özgürleşmiş olan bir-katlı, üç-katlı, beş-katlı, yedi-katlı, dokuz-katlı, onbir-katlı, yüzonbir-katlı, yirmibin-katlı hale gelir! O, karanlığın diğer sahiline gider. Bu durum her zaman aydınlanmıştır, burası her zaman gündüzdür. Zaman, yaşlılık ve ölüm, keder, hak ediş ve ihtar buraya gidemez. Korkusuzluk, Allah;ın Saadetinin durumudur. Tüm Tanrılar ondan korkarlar,-O- Kendiliğinden-İmparator haline gelir. Kalbin düğümü kırılmıştır, En Yüce olan ve En Derin olan O görüldüğünde, tüm şüpheler yok olur, tüm fiiller yok olur. Onun yaşam-ruhları ayrılmaz, burada kendi içinde toplanır. -O-Şimdiden -O-olduğundan, -O-nun Kendisi haline gelir. -O- herşeyin yapanıdır, herşeyi yaratandır, evren onundur, onun kendisi evrendir. Bu en yüce hazinedir. Özgürleşmiş ruhlar Tüm;ün içine girerler, Allah;a batarlar, onlar ölümlü doğanın ötesinde özgürdürler. Bireyselliğin tüm yapısı Yüce Yokedilmez;in içinde tek haline gelir. Nehirlerin isim ve biçimi terk ederek okyanusa karışması gibi, bilge olan da, isim ve biçimden özgürleşerek, Aşkın İlahi varlığına ulaşır. Ölümsüzlük budur. Özgürlük, oluşturulmuş kişilik yani benlik elbisesinin yok oluşu yoluyla yüce Mutlak'ın ani deneyimidir. İnsan Ego'sunu yok etmedikçe, asla tatmin olmayan bir çocuk olarak kalacaktır. Bir şeyi bilerek, bir başka şeye nasıl ulaşılır.? Oysa ulaşma ve bilgi burada aynıdır, birbiriyle özdeştir. Yüce Allah.cc Herşey;dir. Bu Özben;in ikilikçi-olmayan (dualitesiz) alışkanlığından dolayı ortaya çıkan, mekansız ve zamansız olan Mutlak;ın anlık, süreçsiz deneyimidir. Mutlak;ın bu şekilde farkına varmak çok az insana verilmiştir, çünkü heveslilerin bir çoğu kendi şuurlarında olan nesnel bir içerik olmadan meditasyonlarında ilerleyemezler. Hızlı ve ani aydınlanma olan Öz-Ben'e ulaşma çok eşsiz bir deneyimdir ve bedenin ve ego'nun göreceli zanlarına son verir.





http://meditatiklik.tr.gg

footer.gif


sabooztas@hotmail.com

Bana ulaşmak için yukarıdaki e-mail adresini kullanın